Poyrazın Ahırkapı Feneri’ni yalayıp Marmara’nın soğuk sularında çalkalandığı nemli bir ekim sabahında Beste, Moda’daki yüksek tavanlı dairesinin çalışma masasında oturmuş, sonar cihazlarından süzülen karmaşık hydrophone kayıtlarını ve su altı ses frekansı grafiklerini inceliyordu. Karadeniz’in balıkçı kasabalarından birinden İstanbul’a İTÜ Deniz Ulaştırma ve Gemi Makinaları Mühendisliği bölümünü birincilikle kazanıp Denizaltı Akustiği üzerine yüksek lisans yapmaya geldiğinde, tek hayali ticari gemiler ve denizaltılar için gürültüsüz, yüksek verimli pervane (uskur) sistemleri ve sonardan kaçabilen özel akustik kaplamalar geliştirmekti.
Onun hayatını altüst eden kırılma noktası, Marmara Limanı’nda inşa edilen uluslararası bir tersanenin Ar-Ge denizcilik laboratuvarında yürüttüğü staj sırasında tanık olduğu denizcilik skandalı oldu. Tersanenin, imal ettiği kargo gemilerinde ve tankerlerde kavitasyon (kabarcıklanma) sonucu pervanelerin kırılmasına ve kaskoda feci çatlaklara yol açacak kalitesiz alaşımlar kullandığını, uluslararası denizcilik denetimlerinden geçebilmek için sahte sonar ve titreşim test raporları düzenlediğini tespit etti. Durumu Denizcilik Genel Müdürlüğü’ne ve uluslararası denizcilik örgütlerine (IMO) raporlamaya kalkıştığında, tersanenin nüfuzlu yöneticileri tarafından "şirkete ait askeri ve ticari denizcilik verilerini çalmak" suçuyla iftiraya uğradı. Okuldan ihraç edildi, bursu kesildi ve tüm denizcilik ile gemi inşa sektöründe kara listeye alındı. İstanbul’daki ağır yaşam masrafları ve üzerine açılan davaların hukuki yükü karşısında sıkışıp kalan Beste, soğukkanlı bir kararla lüks escortluk dünyasına adım attı.
Beste bu dünyada kendisine "Sonar" adını verdi. Gündüzleri kendi kurduğu su tankında akustik kavitasyon analizleri yapan yalnız bir deniz mühendisiyken; geceleri armatörlere, tersane sahiplerine ve yabancı lojistik sermayedarlarına eşlik eden, keskin akışkanlar ve ses fiziği birikimi, analitik zekası ve soğuk zarafetiyle büyüleyen bir kadına dönüştü. Kazandığı astronomik gelirle hem alanında uzman bir ağır ceza avukatını kiraladı hem de kendi bağımsız hidrofon (su altı mikrofonu) ve titreşim analiz cihazlarını satın aldı.
Hikayeye eklediğim en özgün detay ise Beste’nin denizaltı akustiği bilgisini bir adli su altı dedektifliği metoduna dönüştürmesiydi. Eşlik ettiği armatörlerin ve tersane patronlarının Boğaz’daki yat gezilerinde veya liman ziyaretlerinde, çantasındaki mikro-akustik dinleme cihazını çaktırmadan denize salıyor; yakındaki gemilerin ve yatların çalışırken çıkardığı özgün akustik parmak izlerini (acoustic signature) kaydediyordu. Pervanelerin kavitasyon frekanslarını inceleyerek sahte sertifikalı, çatlama riski yüksek tehlikeli gemilerin hangileri olduğunu ve hangi yasadışı limanlarda montaj yapıldığını nokta atışı tespit ediyordu. Geceleri "Sonar" adıyla edindiği bu teknik ses verilerini ve dinlediği rüşvet pazarlıklarını, gündüzleri o tersane devini uluslararası denizcilik mahkemelerinde çökertecek sarsılmaz bir adli denizaltı akustiği dosyasına dönüştürdü.
Yine de denizlerin ve derin suların o dingin, karanlık matematiğinde yaşarken, insanların kâr hırsı uğruna devasa gemileri ve denizcilerin canını riske atmasına tanık olmak ruhunda tamiri imkânsız çatlaklar açıyordu. Işıltılı akşam yemeklerinin arkasındaki yozlaşmış denizcilik pazarlıklarına her gece tanık olmak, onun insanlığa olan güvenini tamamen dip akıntılarına gömmüştü. Beste, o sahtekâr tersane devini yargı önünde diz çöktürüp adını temizleyeceği ve kendi sessiz pervane patentini tescilleyeceği günün inancıyla, İstanbul’un derin ve bulanık sularında kendi frekansını korumaya devam ediyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.