Buse, Kireçburnu sahilinde denize doğru uzanan taş dalgakıranın üzerine çökmüş, Boğaz’ın poyrazla birleşen dondurucu serpintisinin yüzünü kavramasına izin veriyordu. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra, İstanbul Boğazı’nın dip akıntıları ve tarihi batık haritaları üzerine çalışan bağımsız bir araştırma ekibine katılmıştı. Ancak ekibin lideri olan kıdemli akademisyen, özel bir enerji şirketinden alınan araştırma fonunu kendi şahsi hesabına geçirip yurt dışına kaçtı. Buse, hem aylardır soğuk su dalışları yaparak topladığı sonar verileri ve batık koordinatlarıyla ortada kaldı hem de kiralık su altı tarama cihazlarının yüklü senetleriyle baş başa bırakıldı.
Ekim ayının ıslak ve karanlık gecesinde, cebinde kalan son birkaç bozuk parayla ne yapacağını düşünüyordu. Tarabya’da kiraladığı küçük oda için ev sahibi gün bitmeden ödeme yapılmazsa eşyalarını sokağa koyacağını söylemişti. Yanında taşıdığı su geçirmez çantada sadece batık harita paftaları, el tipi derinlik ölçeri ve kişisel birkaç eşyası vardı. Boğaz’ın kapkara sularından geçen şileplerin fener ışıklarını izlerken, bu devasa şehirde gidecek tek bir adresinin bile olmaması göğsünü sıkıştırıyordu.
Gözyaşlarını silip çantasından çizim defterini ve su geçirmez kalemini çıkardı. Sokak lambasının cılız sarı ışığı altında, Kireçburnu açıklarındaki Boğaz tabanının topoğrafik kıvrımlarını ve akustik batık verilerini elle kâğıda işlemeye başladı. Kalem kâğıda her vurukta içindeki hayal kırıklığını mesleki bir tutkuya dönüştürüyordu. O sırada sahil yolunda Kıyı Emniyeti ekibiyle denetime çıkan emektar bir seyir ve hidrografi uzmanı, dalgakıranda titreyerek profesyonel su altı haritası çizen Buse’yi fark etti. Defterdeki sonar koordinatlarının doğruluğunu ve çizim tekniğini gören uzman, genç kadına Marmara ve Boğaz Batık Araştırmaları Projesi’nde harita uzmanı olarak çalışma imkânı sağaldı. Buse, Kireçburnu’nun soğuk suları kenarında bu şehrin ona pes etmeme gücünü yeniden verdiğini hissetti.
Anadolu Hisarı Surlarının Gölgesinde Bir Senaryo Taslağı
Ceren için İstanbul, Anadolu Hisarı’nın heybetli taş duvarlarına dayanan dar sokaklarda yankılanan ahşap ve deniz kokusundan ibaretti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunuydu; hayali İstanbul’un kaybolmaya yüz tutmuş Boğaz semtlerindeki son balıkçıların hayatını anlatan bağımsız bir uzun metraj film çekmekti. Ancak projenin yapımcılığını üstlenen şirket, bağımsız film fonundan aldığı desteği başka bir ticari projeye aktarıp Ceren’in senaryo haklarını gasp ederek iletişimini kesti. Ceren hem yıllardır üzerinde çalıştığı hikâyesiyle ortada kaldı hem de çekim izinleri için yatırdığı teminat harçlarının borcu altında ezildi.
Gece saat üçte, Hisar’ın Göksu Deresi ile birleştiği noktadaki tarihi ahşap bankta tek başına oturuyordu. Sonbahar yağmuru surların asırlık taşlarından süzülüp yola akarken üzerindeki hırka sırılsıklam olmuştu. Kanlıca’da kaldığı pansiyonun oda ücretini veremediği için eşyalarını tek bir valize sığdırıp çıkmak zorunda kalmıştı. Cebinde sadece ertesi günün vapur parası duruyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.