Ocak ayının sisli ve dondurucu bir salı sabahında Marmara’dan esen poyraz Kuruçeşme kıyılarını döverken Berna, Nükleer Reaktör Fiziği ve Termal-Hidrolik Araştırma Laboratuvarı’ndaki çift ekranlı iş istasyonunda erimiş tuz reaktörlerinin çekirdek içi soğutucu akış hatlarını ve ısı transfer katsayılarını inceliyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü’nde doktora yapan Berna, gündüzleri dördüncü nesil nükleer santraller için yüksek sıcaklığa dayanıklı seramik matrisli soğutucu akışkanlar ve edilgen (pasif) güvenlik sistemleri tasarlayan, bol hırkası, gözlükleri ve arkada topladığı saçlarıyla enerji fiziğine adanmış bir akademisyendi. Ancak, reaktör kalbi termal-hidrolik simülasyon sunucularının saatlik fahiş kullanım bedelleri, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) veri tabanı lisansları ve tezi için gereken yüksek saflıktaki lityum-florür tuz numunelerinin maliyeti, akademinin kısıtlı bütçelerini çoktan aşmıştı. Bu finansal darboğaz, onu kendi koyduğu sarsılmaz prensiplerle yönettiği ikili bir hayata yöneltmişti. Kampüs laboratuvarında termal kameralar, basınç sensörleri ve akışkan denklemleri arasında kaybolan mütevazı bir akademisyen olan Berna; İstanbul’un dev enerji konsorsiyumu sahipleri, küresel madencilik devleri ve uluslararası altyapı fon yöneticileri arasında ise reaktör termodinamiği hakimiyeti, sarsıcı zarafeti ve keskin gözlem gücüyle tanınan seçkin bir refakatçi olan "Akor"du.
Son randevusu, Maslak sırtlarında Boğaz’a bakan yüksek güvenlikli lüks bir gökdelenin penthouse katında, uluslararası bir temiz enerji ve altyapı yatırım fonunun Türkiye direktörüyle gerçekleşti. Müşterisi onu, Avrupalı enerji yatırımcılarına ve nükleer teknoloji temsilcilerine vereceği prestijli bir akşam yemeğinde kendisine eşlik etmesi, küçük modüler reaktörler (SMR) ve nükleer güvenlik protokolleri üzerine entelektüel sohbetler yürütmesi için kiralamıştı. Yemek salonunun yanındaki iklimlendirmeli özel gösterim alanında, fonun Doğu Akdeniz’de inşa etmeyi planladığı yüzer nükleer santral projesi için satın almaya hazırlandığı yeni nesil bor karbür soğutucu manifoldlarının termal şok test raporları Berna’nın dikkatini çekti. Müşterisinin kibrini ve projeyle övünme arzusunu zekice sorularla besleyen Berna, kadehini yudumlarken gözleriyle rapordaki Prandt ve Nusselt sayılarını zihninde analiz etti. Soğutucu kanalların yüksek nötron akısı altında termal genleşmeye dayanamayarak tıkanacağının raporda sahtecilikle gizlendiğini, anlık bir güç artışında soğutmanın durarak çekirdek erimesine (meltdown) yol açacağını anında tespit etti. Berna, adama hissettirmeden sunduğu teorik zorlamalı taşınım ve gecikmiş nötron kinetiği sorularıyla rapordaki bu hayati mühendislik ve veri sahtekarlığını fark etmesini sağladı; fonun hem milyarlarca dolarlık ağır bir kayıptan hem de felaketle sonuçlanacak bir nükleer kaza skandalından kurtulmasını sağladı.
Gece sona erip kazandığı yüksek miktardaki ödemeyi aldığında Berna, sadece kendi araştırmalarını ve bütçesini güvenceye almakla kalmadı. Bu kazancın bir kısmıyla, radyasyon alanlarında çalışan sağlık personelleri için ucuz ve yerli dozimetre cihazları üreten bağımsız bir genç nükleer tıp ve fizik öğrencileri kolektifine gizlice finansal kaynak sağladı. Ertesi sabah enstitüdeki masasına dönüp termal analizörün başlatma tuşuna bastığında, ne akşamın ihtişamından ne de "Akor" kimliğinden tek bir iz kalmıştı. Berna için bu çift hayat, bir çaresizlik değil; atomun ve ısının matematiğini kullanarak kendi bağımsızlığını inşa ettiği, sahte raporları açığa çıkarırken gezegenin güvenliğini ve bilimin etiğini koruduğu stratejik bir satranç oyunuydu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.