Güz mevsiminin dondurucu rüzgârı Nişantaşı’nın ıslak kaldırımlarını süpürüp Abdi İpekçi Caddesi’ndeki vitrinlerin ışıklarına yansırken, Maçka yakınlarındaki köklü bir lisenin son ders zili çaldı. On yedi yaşındaki İrem, okul ceketinin üzerine giydiği deve tüyü kabanının düğmelerini ilikleyip ağır ders kitaplarıyla dolu çantasının askılarını omzunda düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Teşvikiye’deki şık kafelerde oturup sıcak çikolata içme davetlerini nazik bir gülümsemeyle geri çeviren genç kız, adımlarını Abdi İpekçi Caddesi üzerinde yer alan, XX. yüzyıl başından kalma sekiz katlı tarihi bir apartmanın dördüncü katındaki uluslararası lüks moda arşivi ve tekstil konservasyon acentesine doğru hızlandırdı.
İrem, sekiz ay önce babasını Harbiye’deki tarihi bir tiyatro binasının çatı restorasyonu sırasında iskelesinin çökmesiyle kaybettikten sonra ailesinin tüm geçim yükünü üstlenmişti. Gülbağ’daki rutubetli bodrum kat kiralık dairenin masraflarını ödemek, kronik diyaliz hastası annesinin medikal harcamaları ile ilkokula giden küçük kız kardeşinin okul giderlerini karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve antika tekstil envanter kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Acentenin içi; ipek koruyucu lavanta solüsyonları, antika kumaş dokusu kokuları, XIX. yüzyıl Osmanlı me Fransız tekstil paftaları ve yüksek çözünürlüklü tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı son derece vakur, kurumsal ve yüksek tempolu bir mekândı. İrem’in görevi; Paris, Milano me Zürih merkezli tekstil mirası enstitülerinden gelen tarihi dokumalara ait iplik mukavemet ve boya yaş tayini raporlarını sisteme girmek, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu kararlarını klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak nem analiz belgelerini zimmet defterine kaydetmekti. Saatlerce ekran karşısında katalog kodlarını doğrulamaktan gözleri kurur, şık görünmek zorunda olduğu topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev arşiv kutularını raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
İrem’in tek arzusu ise Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nü kazanıp İstanbul’un zengin dokuma mirasını koruyan uzman bir akademisyen-tasarımcı olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmecede YKS Eşit Ağırlık özet kartları ile Sanat Tarihi-Edebiyat föyleri hazır beklerdi. Bir yandan dahili telefon hatlarını bağlayıp kurye zimmetlerini onaylatırken, diğer yandan çekmecedeki paragraf, tarih ve matematik sorularını zihninden çözmeye çalışırdı.
O akşam, Topkapı Sarayı Padişah Elbiseleri Sergisi için Paris’teki Uluslararası Tekstil Mirası Konseyi’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Kumaş Akreditasyon Dosyası’nın taranması, kodlanması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir dokuma tespiti için Sultanahmet sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi İrem’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Binanın ağır kapısını kilitleyip Osmanbey Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un soğuk gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.