Mihrimah, Osmanlı dönemi vitray kaplı rahleler ve cam üzerine ince kağıt oyma (kat'ı) tezyinatı restorasyonu üzerine uzmanlaşmış, 18. yüzyıl saray matbuatına ait cıvalı cam katmanları arasındaki ipek kaplı kat'ı oygu motiflerini mikroskobik bisturilerle tamamlayan yirmi üç yaşında bir kâğıt-cam konservatörüydü. Tarihi Yarımada’nın medrese ve kütüphane dokusuna yakın kalabilmek için Süleymaniye’de, Ayrancı Sokak’tan Dökmeci Muhtar Sokak’a inen dar aralıktaki yüz on yıllık kâgir bir binanın yarı bodrum katını atölye-ev yaptı.
Mihrimah’ın zorluğu; ithal el yapımı organik kâğıtların, cıvalı cam restorasyon kimyasallarının fahiş pahalılığı ve Haliç sırtlarından Süleymaniye çukuruna çöken dondurucu, rutubetli soğuk havanın hassas kâğıt oymalarını büzüştürme riskiydi. Gündüzleri Süleymaniye Çarşısı’ndaki kuru fasulyecilerde ve fırınlarda parça başı bulaşık yıkıyor ve ağır un çuvalları taşıyor, akşamları ise bodrum katındaki sarı masa lambasının altında büyüteç ve neşterle 1780’lerden kalma bir çerçeveli kat'ı panosunun dökülmüş ipek zeminli yapraklarını temizliyordu. Odasına gün ışığı girmediği için kışın taş duvarlardan sızan soğuk nem hands uyuşturuyor, kat'ı neşterini mikron ölçekli kâğıt liflerine oturturken parmaklarının titremesine neden oluyordu.
En büyük kriz, özel bir el yazması koleksiyoncusu için restore ettiği 1795 tarihli, lale ve servili nadide bir cam içi kat'ı panosunun teslim gecesinde yaşandı. Haliç üzerinden gelen şiddetli bir karayel fırtınası sırasında yokuştaki tıkalı rölanti kanalı patladı. Çamurlu tazyikli su Mihrimah’ın bodrum katındaki havalandırma penceresinden içeri taşarak çalışma masasının üzerine aktı. Su, doğrudan henüz koruyucu camı kapatılmamış ve organik tutkalı sertleşmemiş oyma kâğıdın üzerine döküldü.
Mihrimah, dondurucu ve çamurlu suyun içinden panoyu saniyeler içinde kurtardı. Islanan hassas kâğıt lifleri eriyip biçimini tamamen kaybedebilirdi. Sırılsıklam halde evden çıkıp Süleymaniye Camii’nin dış avlu duvarlarının altındaki kapalı taş kemerin altına sığındı. Fırtına yüzünü keserken, yanında taşıdığı emici kurutma kâğıtları ve saf alkolle fener ışığı altında kâğıdın üzerindeki çamuru teker teker temizledi. Sabaha kadar nemi elle kurutup dağılan oyku motiflerini baştan cımbızla dizdi. Ertesi gün panoyu kusursuz teslim ettiğinde, İstanbul’un soğuk suları onun sabrını ve zanaatını yenememişti.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.