İstanbul’un dondurucu kasım poyrazı Şehzadebaşı’nın asırlık hazirelerinin ve tarihi binalarının arasından ıslık çalarak eserken, Vezneciler’deki köklü bir lisenin son ders zili gürültüyle çaldı. On yedi yaşındaki Nihal, okul ceketinin üzerine giydiği bordo renkli kaşe kabanın düğmelerini sıkıca ilikleyip heavy ders kitaplarıyla dolu çantasını omzunda düzeltti. Sınıf arkadaşlarının Saraçhane’deki kafelerde oturup sıcak çikolata içme davetlerini nazik bir tebessümle geri çeviren genç kız, adımlarını Şehzadebaşı Caddesi üzerinde yer alan, XIX. yüzyıldan kalma iki katlı kargir bir binadaki uluslararası antika yazma eserler ve cilt sanatı arşiv acentesine doğru hızlandırdı.
Nihal, sekiz ay önce babasını Beyazıt Devlet Kütüphanesi’nin tarihi ahşap çatısında yürütülen restorasyon sırasında çıkan fırtınada iskelenin devrilmesiyle kaybettikten sonra ailesinin tüm geçim yükünü sırtlanmıştı. Süleymaniye’nin dik ve rutubetli yokuşlarındaki eski kiralık bodrum katın kirasını ödemek, kronik KOAH hastası annesinin ilaç ve buhar cihazı giderleri ile ortaokula giden küçük kız kardeşinin okul masraflarını karşılayabilmek için hafta içi her gün ders bitiminde bu acentede akşam sekreteri ve antika el yazması envanter tescil kayıt personeli olarak çalışıyordu.
Acentenin içi; deri cilt yağı, organik tutkal, kurutulmuş parşömen ve yüksek hızlı geniş format tarayıcıların ritmik vızıltısıyla kaplı kurumsal, son derece vakur ve yoğun bir mekândı. Nihal’in görevi; Berlin, Viyana ve Oxford merkezli Doğu bilimleri enstitülerinden gelen XVI. yüzyıl el yazması şirazeli ciltlere ait kâğıt asidite ve mürekkep bozulma raporlarını sisteme girmek, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu onay dosyalarını klasörlemek, gelen uluslararası kuryeleri karşılayarak nem test belgelerini teslimat defterine kaydetmekti. Yüksek tempolu bu sekreterlik işinde saatlerce ekran karşısında katalog kodlarını doğrulamaktan gözleri kurur, şık görünmek zorunda olduğu topuklu ayakkabılar içinde ayak tabanları sızlar ve dev arşiv klasörlerini raflara taşımaktan kolları ile sırtı ağrırdı.
Nihal’in en büyük arzusu ise İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nü kazanıp İstanbul’un zenginyazma eser ve arşiv mirasını koruyan uzman bir akademisyen-restoratör olmaktı. Sekreterlik masasının altındaki çekmecede YKS Eşit Ağırlık özet kartları ile Tarih-Edebiyat ders föyleri hazır beklerdi. Bir yandan dahili telefon hatlarını bağlayıp kurye zimmetlerini onaylatırken, diğer yandan çekmecedeki paragraf, tarih ve coğrafya sorularını zihninden çözmeye çalışıyordu.
O akşam, Süleymaniye Kütüphanesi el yazmaları sergisi için Oxford’daki Uluslararası Doğu Eserleri Konseyi’ne gönderilecek yetmiş beş parçalık Acil Cilt Akreditasyon Dosyası’nın taranması, kodlanması ve e-imza portalına yüklenmesi son ana kaldı. Şirketin kıdemli operasyon sekreteri acil bir tezhip tespiti için Beyazıt sahasına gidince, tüm tarama, kontrol, kodlama ve arşiv yükleme işi Nihal’in omuzlarına bindi. Gece saat onu geçtiğinde elleri kâğıt kesiklerinden sızlamaktan hissizleşmiş, bacakları yorgunluktan titriyordu. Binanın ağır demir kapısını kilitleyip Vezneciler Metro Durağı’na doğru yürürken cebindeki günlük yevmiyesi ve çantasındaki bitirilmiş test fasikülüyle İstanbul’un soğuk gecesinde kendi geleceğini inşa etmenin gururunu taşıyordu.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.