Beste, belgesel fotoğrafçılığı hayaliyle İstanbul’a yerleşmiş yirmi beş yaşında bir genç kadındı. Anadolu’nun sakin bir kasabasından çıkıp bu devasa metropole geldiğinde, kentin zıtlıklarını vizöründen dünyaya duyurabileceğini sanıyordu. Ancak İstanbul, sanatsal idealizmden önce barınma ve karnını doyurma gerçeğini Beste’nin önüne koymakta gecikmedi.
Beste, Kağıthane’nin Cendere Vadisi’ne bakan, kentsel dönüşümün ortasında kalmış eski bir binanın bodrum katında kiralık bir oda bulabildi. Odası gün ışığı almıyor, duvarlardan sızan nem kokusu eşyalarına siniyordu. Bir yanda mantar gibi türeyen lüks rezidanslar ve cam kaplı plazalar yükselirken, diğer yanda onun gibi ay sonunu getirmeye çalışan insanların sıkıştığı gecekondular vardı. Beste, geçimini sağlayabilmek için Mecidiyeköy’ün karanlık pasajlarındaki vesikalık fotoğrafçılarda rötuş elemanı olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri vesikalık fotoğraflardaki kırışıklıkları silip insanları "kusursuzlaştırıyor", akşamları ise kendi belgesel projesi için Kağıthane’nin çamurlu sokaklarında çekim yapıyordu.
En büyük kırılma anı, kışın en sert geçtiği günlerden birinde yaşandı. Aylardır üzerinde çalıştığı, İstanbul’un dönüşümünü ve sınıfsal uçurumunu anlatan fotoğraf serisi projesini bir galeriye sunacaktı. O gün Mecidiyeköy’den Kağıthane’ye dönerken sağanak yağmura yakalandı. Cendere Vadisi’ndeki dere yatağı taşmış, sokaklar çamur deryasına dönmüştü. Beste, dizlerine kadar gelen çamurlu suyun içinde yürürken ayağı takıldı ve düştü. İçinde binbir emekle aldığı ikinci el fotoğraf makinesinin ve harici disklerinin bulunduğu çantası çamurlu suya battı.
O an, kentsel dönüşüm şantiyelerinin devasa vinçleri altında, yağmurun sesine karışan feryadıyla ağlamaya başladı. Yılların birikimi, çektiği binlerce kare gözlerinin önünde yok olmuştu. Geceyi bodrum katındaki soğuk odasında, pirinç kavanozuna koyduğu makinesinin başında nöbet tutarak geçirdi. Makinesi bozulmuştu belki ama hafızası ve bakış açısı yerindeydi. Ertesi sabah, borç harç bulduğu eski bir analog makineyle aynı sokaklara çıktı. İstanbul onun ekipmanını elinden almıştı ama sanata ve hayata olan tutkusunu alamayacaktı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.