Aralık ayının ortasında Boğaz’dan kopup gelen dondurucu bir karayel Ortaköy’ün tarihi taş sokaklarını ve deniz kıyısındaki ahşap yalıları döverken, Nalan kucağındaki ağır ceviz ağacı bağlama muhafaza kutusunu ve hassas sedef oyuk kalemlerini göğsüne bastırmış halde Akaretler’den Arnavutköy sırtlarına uzanan dik ve kaygan yokuşu adımlıyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Çalgı Yapımı (Lütiye) Bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Nalan, Sivas’ın geleneksel saz atölyeleriyle dolu bir mahallesinden İstanbul’a, kadim tel çalgıları sedef kakma ve kemik işçiliğiyle buluşturup çağdaş lütiye sanatına yeni bir nefes katma sevdasıyla gelmişti. Ortaköy’ün arka sokaklarında, duvarları rutubetten kabarmış ve tavanından Soğuk Boğaz rüzgârı sızan eski bir ahşap bodrum katında yaşıyor; geceleri Arnavutköy Sahili’ndeki salaş bir balıkçı lokantasında tezgâh silip bulaşık yıkayarak hem ev kirasını ödemeye hem de tekne ahşabı, okyanus sedefi ve Alman gümüşü tel masraflarını karşılamaya çalışıyordu.
O gün, hayatının seyrini değiştirecek en önemli akademik değerlendirme sunumu ve uluslararası lütiye bursu seçmesi vardı. Arnavutköy’deki tarihi bir yalı galerisinde düzenlenecek olan "Boğaz’ın Tınısı ve Ağacın Sedefi" sergisi için hazırladığı, üç yıllık kurutulmuş ceviz ağacından oyduğu teknesinin üzerine milimetrik okyanus sedefleri ve gümüş teller kakarak bezediği devasa "Boğaz Dalgaları ve Sedefli Bağlama" eserini jüriye teslim etmesi gerekiyordu. Eğer eseri birincilik kazanırsa hem İtalya’daki Kremona Müzik Aletleri Yapım Akademisi’ne iki yıllık burslu araştırmacı olarak kabul edilecek hem de üç aydır ödeyemediği birikmiş ev kirasını ve dükkân borçlarını tek kalemde silebilecekti. Haftalardır uykusuz kalmış, çelik neşter ve iskarpela tutmaktan parmakları su toplayıp nasır bağlayana kadar o sert ceviz kütlesine derinlik kazandırmıştı.
Ancak Arnavutköy yokuşundan sahile doğru inen buzlanmış ve yosun tutmuş Arnavut kaldırımı sokakta yürürken, dar yolda kontrolden çıkan bir kargo arabası Nalan’ın üzerine doğru savruldu. Anlık bir panikle kenardaki tarihi taş duvara sıçrayan Nalan, kaygan taşların üzerinde dengesini kaybederek sertçe kapaklandı. Kucağındaki muhafaza kutusu fırlayarak merdiven basamaklarına çarptı. Kutunun kapağı açıldı; haftalardır uykusuz kalarak hazırladığı o narin sedef kakmalı bağlama teknesi, darbenin etkisiyle sert zemine yapıştı. Ceviz tekne boydan boya çatlayarak ikiye yarıldı, üzerindeki narin sedef kakmalar yerlerinden sökülerek sokağın kenarındaki çamurlu su birikintisine saçıldı.
Nalan, ellerindeki ve dizlerindeki kanamanın acısını hissetmeden, soğuk çamurun içinde parçalanan bağlama teknesine ve dağılan sedeflere bakarak donakaldı. Uykusuz geçen geceler, iskarpela sesleriyle çınlayan zihni, nasırlı parmakları ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde o kirli suyun içinde yok olup gitmiş gibiydi. Ağlamaktan hıçkırıklara boğulan genç kız, Boğaz’ın bu rüzgârlı ve acımasız kıyısında ne kadar tek başına kaldığını felt etti.
O sırada sokağın köşesindeki eski bir çalgı tamir ve ahşap atölyesinden çıkan, Arnavutköy’ün elli yıllık emektar lütiyesi "Sazcı Artin Usta" kızın çaresizliğini fark etti. Dükkânından çıkıp Nalan’ı kolundan tuttu, omuzlarına tutkal ve ceviz ağacı talaşı kokan önlüğünü örterek onu kütük sobasının gürül gürül yandığı sıcacık atölyesine götürdü.
Artin Usta, Nalan’a dumanı tüten bir bardak sıcak ıhlamur uzattıktan sonra yaralanan ve parçalanan ceviz tekneyi inceledi. "Ağaç yarıldı diye ses susmaz kızım," dedi babacan bir sesle. "Eski saz ustaları çatlayan tekneyi atmazdı; çatlağın arasına erimiş abanoz reçinesi döker, kırık hatları gümüş tellerle zımbalayarak o yarığı en gür tınlayan yere dönüştürürlerdi. Sazın yarası, ona kendi sesini veren yerdir."
Artin Usta, atölyesindeki emektar bizon tutkalını, ısıtılmış gümüş tel zımbalarını ve abanoz tozu karışımlarını çıkardı. Nalan, ustanın rehberliğinde titreyen elleriyle yarık ceviz tekneyi gümüş zımbalarla birleştirdi; çatlak hatların arasına ise erimiş reçine ve abanoz tozu enjekte ederek esere büyüleyici bir "Kintsugi Enstrüman" dokusu kazandırdı. Derin yarık, bağlamanın ses kutusuna eşsiz bir akustik derinlik ve masalsı bir görsel hat kattı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.